Ünlü oyuncu Cihan Ünal, 10 yıldır birlikte yaşadığı Golden retriever cinsi köpeği Hamlet’le çok mutlu. Turnelere ya da provaya giderken mutlaka onu da götürüyor.
Akşamları yatmadan önce ona hikâyeler anlatıyor. “Hem sevgi, hem de sessiz bir sadakat gördüğüm Hamlet’e çok teşekkür ediyorum. Onunla yaşamak muhteşem. Ayrılmaz iki dost gibiyiz” diyor.
Cihan Ünal’ın tiyatrodan sonra en büyük tutkusu evcil hayvanlar. Hep bir evcil hayvan beslemek istedi ama mesleği gereği çok seyahat ettiğinden ve kimi zaman farklı şehirlerde yaşamak zorunda kaldığından bu hayalini uzun süre gerçekleştiremedi. Bu eksikliği, 1990’larda, Ankara Oran’da oturduğu dönemde üst komşusunun köpeği Robel’le doldurmaya çalıştı: “Bir Belçika kurdu olan Robel’in amcası gibiydim. Fransızca eğitim aldığı için onunla bu dilde konuşurdum, sürekli oyun oynardık. Yaşlılığı sebebiyle ölünce üzüntümden ne yapacağımı şaşırdım.”
Robel’le geçirdiği günler o kadar hoşuna gitti ki, aynı dönem kendisine bir labrador-Belçika kurdu kırması aldı. Bir süre sonra sert karakterli, tay gibi koşup zıplayan köpeği epilepsi oldu ve uyutmak zorunda kaldı. Hayvanlarla talihsiz ilişkisini değiştiren, 2000’de tanıştığı Hamlet oldu.
BAHÇENİZ YOKSA İDEAL CİNS
26 Kasım 1999 doğumlu Hamlet’le, henüz 2.5 aylıkken, Ankara’da yaşayan bir arkadaşı sayesinde karşılaştı. Anne ve babası İngiltere’den getirilmiş birer golden retriever’dı. Ünal’ın Hamlet’i seçmesinin en büyük nedeni evde bakmaya müsait bir tür olması: “Golden retrieverlar diğerlerine göre daha sakin, insancıl ve söz dinleyen köpekler. Bahçem olmadığından evde beslemek için en ideal köpek cinslerinden biri olduğunu düşündüm. Bir de benim gibi şanslıysanız goldenlar’ın özel huyları da oluyor. Örneğin akşam yatmak için koltuktan kalkmadan önce ‘Haydi Hamlet, yatma zamanı oğlum’ derim. O daha ben kalkmadan koşarak yerine yatar.”
EĞİTMEK İÇİN EĞİTİM ALDI
Terlik yemek, koltukları kemirmek ya da tırmalamak gibi huyları olmayan Hamlet’i, Cihan Ünal tek başına yetiştirmiş. Kitaplar ve hayvan eğitim merkezlerinden nasıl köpek yetiştirileceğini öğrenmiş. Evde çiş ve kaka yapacağı yerleri iki günde öğrenen Hamlet’i, Ünal şöyle anlatıyor: “Bir başkası ‘Haydi koltuğa gel’ dediğinde hemen gözlerimin içine bakıp olumlu yanıt vermemi bekler. Sehpada duran yiyecekleri yemeye çalışmaz. Oyun provalarına onu da götürürüm ve seyirci gibi koltukların orada yatıp bizi seyreder. Oyun sırasında da usluca kuliste oturur.”
MÜZİĞE EŞLİK EDİYOR
Cihan Ünal ve Hamlet’in birlikte yaptığı pek çok şey var. Yazlığa gittiklerinde her gün saatlerce yüzüyorlar, Oran şehrinden göle kadar uzun yürüyüşler yapıyor, birbirlerini kovalıyorlar. En ilginci de Cihan Ünal’ın evde olduğu her akşam yatmadan önce ona hikâyeler anlatması. Kimi zaman kargayla tilki gibi çocuk masalları, kimi zaman ertesi gün birlikte neler yapacaklarını anlatıyor. Eğer onu evde yalnız bırakmak zorunda kalırsa müzik açıp gidiyor: “İki buçuk aylıkken, onu almadan önce küçük çocukların olduğu bir evde yaşıyordu. Çocuklar piyano çaldığında Hamlet de hemen altına girip aynı sesleri çıkarmaya çalışıyormuş. Sanırım bu yüzden de özellikle tiz sesleri duyunca hemen eşlik ediyor, müzik dinlemeyi çok seviyor.”
BEN HAMLET OLAMADIM AMA KÖPEĞİM OLDU
Shakespeare ve Hamlet tiyatronun amblemi gibidir. Hamlet, hep oynamak istediğim bir roldü ama hiç kısmet olmadı. Şehir tiyatrolarındayken bir İngiliz rejisör gelip sahneye koyacaktı ama çeşitli aksilikler yüzünden iptal edildi. Bunun için köpeğime, hep içimde ukde kalan Hamlet adını verdim.
Hamlet koyu Galatasaraylıdır. Ona atkısını takarım, birlikte maç seyrederiz. Galatasaray’ın başarılı olduğu günlerde sokağa çıkartırken de formasını giydiririm.